Tarihi ve Doğal Güzelliğiyle Makedonya'nın İncisi Ohrid Rehberi

Tarihi ve Doğal Güzelliğiyle Makedonya'nın İncisi Ohrid Rehberi
Ohrid Çar Samuel Kalesi

Uzun bir aradan sonra, Haziran ayında yaptığımız Balkan turumuzun üçüncü yazısıyla sizlerleyim. Balkan turumuzun ilk durağı olan Makedonya’da Üsküp’ten sonraki rotamızda Ohrid var.
Tura başlamadan önce beni en çok cezbeden ve heyecanlandıran yerlerden biriydi Ohrid… Şirin sokaklarında dolaşmanın, Ohri gölünde yüzmenin ve tarihi yapılarını gezmenin hayallini kurup duruyordum. Sonunda gerçek oldu!

Balkan turumuzun ilk yazısında anlattığım gibi biz uçakla Üsküp’e gidip oradan araç kiralayarak rotamıza devam etme şeklinde bir plan yapmıştık.
Üsküp’te geçirdiğimiz 2 günün ardından sıra Ohrid'e geldi, arabamıza atladık bu şirin kente doğru yola çıktık.

Üsküp- Ohrid arası 173 km ve yaklaşık 3 saat sürüyor. Yollar gayet düzgün ve sorunsuz ancak 3 saatlik yolda en az 3 gişe geçtik ve her birine ayrı ayrı para ödedik :/ Verdiğimiz para 1’er Euro civarındaydı. 

Ohrid'e varınca Booking üzerinden rezervasyon yaptığımız otele yerleştik ve kısa bir dinlenmenin ardından kendimizi Ohri Gölüne attık. 

Hayatımda ilk kez gölde yüzme deneyimi yaşacak olmak heyecan vericiydi. Daha önce aldığımız tavsiyeler sayesinde Kaneo Beach’in göle girilebilecek en keyifli noktalardan biri olduğunu biliyorduk.Eğer yosunlu yerlerde yüzmekten hoşlanmıyorsanız, bu sizin için güzel bir deneyim olmayabilir. Ben taşlık ve bol yosunlu olan gölde suyun 3 yılda bir tamamen değiştiğini ve suyun oldukça temiz olduğunu bilmenin iç rahatlığıyla keyifle yüzdüm. 

Aziz Yuhanna kilisesinin bulunduğu tepenin ikonik manzarası eşliğinde gölde yüzerek geçirdiğim anların keyfini kelimelerle tarif etmem imkansız. Ohrid denince karşımıza çıkan o ikonik manzaranın tam içindeydim ve karşımda kartpostalları andıran muhteşem bir görüntü vardı.

Ohrid'e gidip de milyonlarca yıllık geçmişe sahip olan ve derinliği 300 metreyi bulan gölde bu deneyimi yaşamadan dönerseniz, geziniz yarım kalacaktır. Eğer mevsim dışında giderseniz ya da gölde yüzmek istemezseniz, mutlaka tekne turu yapmanızı tavsiye ederim.  

Ohrid’de gün yavaş yavaş akşama dönerken, göl kenarına kurulan tahta platform üzerinde aheste aheste yürümek, başımızı çevirdiğimiz her yönde yeşilin en güzel tonlarını görmek, göl kıyısındaki hayal gibi evlere bakıp iç geçirmek, “İyi ki geldik” demek için yeterli sebeplerdi.

Gölün keyfini doyasıya çıkardıktan sonra merkezin biraz dışında kalan ama göle hakim konumu ve harika gün batımı manzarasıyla bizi mest eden otelimizde günü tamamladık ve ertesi gün için enerji topladık. (Konaklama bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz)


Ohrid'deki ikinci günümüzde 1979’dan beri Unesco Dünya Mirası Listesinde yer alan bu güzel şehrin şirin sokakları, tarihi yapıları ve tabi ki meşhur kalesi gezi rotamızdaydı.


Sabah erken saatlerde otelden ayrılıp Çar Samuel Kalesi’ne doğru yola çıktık. Bu tarz tırmanmalı, merdivenli efor gerektiren yerlere giderken sabah erkenden gitmeyi tercih ediyoruz. Yaz aylarında güneş tepedeyken kale gezileri çekilmez bir hale gelebiliyor çünkü. 

Ancaz biz erken gitme olayını biraz abarttığımız için kaleye vardığımızda görevlinin henüz gelmediğini gördük ve yaklaşık 1 saat kalenin açılmasını bekledik :D 

100 Makedon dinarı (yaklaşık 1,5 Euro) karşılığında biletlerimizi aldık ve kalenin dar ve dik merdivenlerini tırmanmaya başladık. En tepeye ulaştığımıza artık Ohrid ayaklarımızın altındaydı.

Şehrin panoramik manzarası, Ohri gölünün güzelliği ve kalenin tarihi atmosferi birleşince fotoğraf makinemiz de elimizden düşmedi tabi…


Ohrid'e gelince yapılması gereken maddelerden ikincisinin de (ilki gölde yüzmekti) üstüne çizgi çektikten sonra, sıra eski şehrin taş sokaklarını, bizim Safranbolu evlerini andıran yapılarını, tarihi kilise ve manastırlarını görmekteydi.

Ohrid sokaklarını gezerken kendimizi Safranbolu ya da Şirince’de gibi hissettik. Dar taş sokaklar, çiçeklerle bezenmiş evler, küçük hediyelik eşya dükkanları bizim buralara çok benziyor.  Sık sık Türkçe konuşan insanlarla karşılaşınca da bir an yurt dışında olduğumuzu unutuverdik.


Sıra sıra dizilmiş şirin dükkanlardan seyahatlerimizin en güzel anısı olarak kalacak magnetlerimizi aldık. Biz gittiğimiz yerlerden genelde sadece magnet almayı tercih ediyoruz ama siz alışveriş konusuna daha meraklıysanız buradan alınabilecek en güzel ürünlerin başında meşhur Ohrid incileri geliyor. Makul fiyatlarla kendinize harika inci takılar satın alabilirsiniz.

 

Şehir turumuz sırasında antik tiyatroyu da görmeyi ihmal etmedik. Tarihi M.Ö. 2. yüzyıla dayanan tiyatro, helenistik dönemin karakteristik özelliklerini taşıyor. Yılın belli dönemlerinde tiyatroda hala konserler ve çeşitli kültürel faaliyetler düzenleniyormuş. Gölden esen tatlı rüzgara karşı bir konser dinlemek ne keyifli olurdu...

Ohri: Makedonya'nın Kudüs'ü

Makedonya’nın Kudüs’ü olarak adlandırılan Ohrid’de, Evliya Çelebi’nin tabiriyle yılın her gününe bir kilise düşermiş.  365 kiliseden 40’ı günümüze kadar gelmiş. Bunlardan en göz alıcı olanı Aziz Yuhanna Kilisesi…


Göl kıyısında gezerken ihtişamına hayran kaldığımız Aziz Yuhanna Kilisesini (Church of St. John at Kaneo) yakından görmemek olmazdı. Uçurumun kıyısında, kayaların üzerine inşa edilmiş ve şehrin simgesi haline gelmiş kilise, “Before the Rain” filminin çekildiği yer olması nedeniyle de ününe ün katmış. 

St Naum Manastırı ise kaleden gördüğümüzde hayran olduğumuz bir yapıydı. Mimarisinin mükemmelliği, konumu, içindeki mozaik ve freskleri ile hafızamızda yer kazandı.

Ohrid'de Konaklama

Ohrid'de konaklayacağımız 1 gece için booking üzerinden Hotel Monastery Sveti Stefan'a rezervasyon yaptık. 2 kişilik konaklama için 26 Euro ödedik. Bu fiyata kahvaltı dahil değildi. Hotelde kahvaltı opsiyonu da var, dilerseniz birkaç euro fazla ödeyerek konaklamanıza kahvaltıyı da ekleyebilirsiniz. 

Kaldığımız otel konumu itibariyle merkeze biraz uzak, araba olmadan ulaşmanız zor olabilir. Bu nedenle aracınız yoksa merkeze daha yakın otelleri tercih etmelisiniz. 

Biz ulaşım konusunda sıkıntı yaşamadık ve iyi ki burada konakladık. Hotel eski bir kilisenin hemen altında bulunuyor, tepede yer aldığı için harika bir göl manzarası sunuyor ve terasında gün batımını izlemek çok keyifli.

Odalar temiz ve düzenli, 1 gece kalacağımız için diğer detaylarla çok ilgilenmedik. Temiz olması bizm için yeterliydi. 

Bilgi ve rezervasyon için: Booking

Yeme-İçme

Ohri'ye gidince göl kenarındaki restoranlarda bölgeye özel balıklar ile kendinize bir ziyafet çekebilirsiniz. Fiyatlar gayet makul, balıklar lezzetli.

Pratik atıştırmalıklar ve diğer ihtiyaçlar için de merkezde süper marketler var. Bizim Migros, orada Ramstore adıyla hizmet veriyor, tüm ihtiyaçlarınızı bu marketlerden karşılayabilirsiniz.

Ohridliler der ki: “Tanrı cenneti yaratırken bir parça Ohrid'e düşmüş”
Biz de onlara hak verdik. Cennetten bir parça olan bu güzel şehri gezdik, gördük, yaşadık; harika anılar ve fotoğraflar biriktirdik. 
Ohrid’den sonra yolculuğumuz Balkanların büyüleyici ülkesi Montenegro’ya! 
Adı bile kalp atışlarımızı hızlandırmaya yetiyor! Montenegro yazısı yazılmaya başladı bile, yakında tam da burada yayında!