Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada

Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada
Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada
Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada
Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada
Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada
Rüzgârla Denizin Masalı: Bozcaada

Sanat dolu sokakları, sakin ve huzurlu insanları, her daim esen rüzgârlarının güzelleştirdiği tertemiz havası ve muhteşem koyları ile 3 gün süren bir Bozcaada masalı yaşadık.

Bozcaada'ya doğru yola çıkarken içimizi kaplayan heyecan; Çanakkale yollarında karşılaştığımız muhteşem manzaralar, başını göğe dikmiş sapsarı günebakan tarlaları ve maviyle yeşilin bin bir tonunu izleyerek geçirdiğimiz saatlerle daha da arttı.

Adaya adım atar atmaz, her köşesini keşfetmemiz gerektiğini hemen anladık ve hiç vakit kaybetmeden yola koyulduk.

Dolu dolu geçen 3 günde Bozcaada’ya dair hafızamızda yer eden her an, hayatımız boyunca keyifle hatırlayacağımız anılar olarak kalacak.

Son dönemlerin en popüler tatil destinasyonlarındam biri olan Bozcaada’yı şimdi bir de bizim gözümüzden tanımaya ne dersiniz?

Bozcaada’ya Nasıl Gidilir?

Adaya otobüs ile gelecekseniz bir çok otobüs firmasının bölgeye sefer düzenlediğini söyleyebiliriz. Ancak onlar sizi Geyikli feribot iskelesine bırakacağı için feribota binip Bozcaada’ya ulaşmanız gerekiyor. Geyikli- Bozcaada arası feribot yolculuğu ile yaklaşık 30 dakika içerisinde Ada’ya ayak basmış olacaksınız.

Kendi aracınızla gelecekseniz, çok daha şanslı olduğunuzu belirtmek isteriz. Hem yol boyunca Çanakkale’nin muhteşem manzaralarıyla yolculuk yapacaksınız hem de Bozcaada’da günlerinizi çok daha konforlu geçireceksiniz demektir.

Kendi araçlarıyla gelecekler, öncelikle Eceabat veya Kilitbahir'den feribotla Çanakkale'ye geçip, oradan da Geyikli İskelesi’nden feribot ile adaya ulaşabilir.

Gestaş tarafından bölgeye düzenlenen feribot seferleri ve güncel fiyat tarifesi için: www.gdu.com.tr

 

Bozcaada’da Gezilecek Yerler

Feribottan indiğinizde aslında Bozcaada merkezine de gelmiş oluyorsunuz ve sizi harika sokaklar, küçük meydanlar karşılıyor. Bozcaada’ya gelince yapılması gereken ilk şey, merkezi keşfe çıkmak…

Her daim esen rüzgârlarıyla Bozcaada’da gezmek yazın en sıcak günlerinde bile olsa sizi bunaltmayacaktır.

Bozcaada’nın çok kendine has bir ortamı ve duruşu var. Sakin ama renkli; durgun ama asla sıkıcı değil. Her yaş grubu ve her yaşam tarzına uygun bir ortama sahip...

Sokaklarını gezdikçe her köşede durup fotoğraf çekme isteği duyacağınıza eminiz. Bu nedenle küçücük merkezi gezmeniz saatlerinizi alabilir. Ancak ortaya çıkacak fotoğraflar ve ömür boyu saklayabileceğiniz anılar için buna değer.

Özenle korunmuş, aslına uygun olarak restore edilmiş ve çoğu işletmeye dönüştürülen Bozcaada evleri, balkonlarından sarkan begonvilleri ve rengârenk çiçekleriyle özellikle büyük şehirlerin beton yığınlarından bunalan ziyaretçilerin içini ferahlatacak cinsten.

Sokaklar içine yerleşmiş küçük sanat atölyeleri, butik fırınlar, kurabiye-kahve dükkanları, şirin cafe ve restoranlar hem dekorasyonları hem de lezzetleriyle sizi kendine çekmeyi başaracak.

Bozcaada Sokaklarında Sanat

Ressam Cemil Onay’ın fırçası Bozcaada sokaklarının duvarlarına öyle bir dokunmuş ki; ortaya çıkan resimler Ada’nın en çok ilgi çeken noktaları haline gelmiş.

Özellikle “Göz Kırpan Kız” adını verdiği duvar resmi Ada’ya gelen hemen herkesin ilk aradığı yerlerden biri ve sosyal medyada en çok paylaşılan Bozcaada öz çekimlerin durak noktası olmuş.

 

İncecik Altın Kumları, Turkuaz Denizi ile Bozcaada Koyları

Bozcaada suları ile ilgili uyarımızı yapmadan geçmeyelim. Biz, gitmeden önce yaptığımız araştırmalarda denizin çok soğuk olduğunu okumuştuk ama “En fazla ne kadar soğuk olabilir ki?” deyip çok da umursamamıştık. Ancak iş pek de öyle değilmiş. Denize ayağımızı ilk değdirdiğimiz anda kısa süreli bir şok geçirdik. Bozcaada suları gerçekten çok soğuk. Bakın serin demiyoruz; cidden soğuk.

Tamamen girip alışmak uzun sürüyor ancak sonrasında inanılmaz bir keyif başlıyor. Tertemiz ve cam gibi bir denizde tazeleniyor, yenileniyor ve dinçleşiyorsunuz.

Bozcaada’da birbirinden güzel koylar sıra sıra dizilmiş. En çok rağbet gören koy, Ayazma Koyu. Çok tercih edilmesinin sebebi ise bölgede yalnızca bu koyda işletme olması… Şezlong, şemsiye, wc, duş, soyunma kabini gibi imkânlar sadece bu koyda var. Ayrıca yemek yiyip bir şeyler içebileceğiniz restoranlar da bulunuyor. Ayazma Koyu bu nedenle oldukça kalabalık. Bazen oturacak yer bulmak bile zorlaşabiliyor ama yine de keyifli bir ortamı var.

Ziyaretçilerin en çok uğradığı koylardan biri de Beylik Koyu. Burayı özel kılan en önemli şey, koydaki karaya vuran “Mercy God” isimli gemiydi. Kısa süre önce geminin kaldırılmasıyla Beylik Koyu da eski popülaritesini kaybetmiş oldu.

Akvaryum Koyu da Bozcaada’nın en çok bilinen koyları arasında yer alıyor. Beylik koyu gibi burada da herhangi bir işletme yok. Biz gittiğimizde şöyle bir göz atıp koydan ayrıldık. Nispeten daha küçük olan koy aslında bir özel mülk ve son dönemde çevresine yapılan konutlar dikkat çekiyor. Akvaryum koyu, kısa süre sonra sahip olduğu sakinliği kaybedeceğe benziyor.

Bunlar dışında tercih edebileceğiniz diğer koylar ise; Sulubahçe, Hebbele, Çayır, Tuzburnu, Poyrazlimanı ve Tekirbahçe koyları… Biz ada çevresinde turlarken hepsine şöyle bir göz attık ve kusursuz güzelliklerine hayran kaldık.

Hangisine giderseniz gidin, koyların hepsinin ortak özelliği cam gibi tertemiz suyu, balıklarla birlikte akvaryumda yüzüyormuşcasına hissettirmesi ve tabi ki muhteşem rengi…

Ada’nın Seyir Terası: Bozcaada Kalesi

Bozcaada’nın en önemli ziyaret noktalarından biri de şüphesiz ki heybetli duruşuyla kendine hayran bırakan ve bölgeye hakim konumuyla adeta bir seyir terası olan Bozcaada kalesi…

Ada’ya yaklaşırken ilk olarak dikkatinizi çekiyor ve hemen gezme isteği uyandırıyor.

İlk ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmeyen kale, günümüze kadar çok sağlam bir şekilde korunmuş. Fatih Sultan Mehmet ve II. Mahmut döneminde onarımdan geçirilen kale, son olarak 1996 yılında restore edilmiş.

Kaleyi gezerken tarihte bir yolculuk yapmanın yanı sıra Bozcaada’yı tepeden gördük, her detayına ve güzelliğine tekrar hayran kaldık. Tabii ki bu güzellikleri fotoğraflamadan da kaleden ayrılmadık.

Şu bilgiyi de paylaşalım, Kale’ye giriş için 5 lira ödemeniz ve bu geziye ortalama yarım saat ayırmanız yeterli oluyor.

Eşsiz Gün Batımı Seyri için: Polente Feneri

Bozcaada ritüelleri arasında elbette gün batımını izlemek de var… Ada’nın en batı ucunda konumlanan Polente Feneri, Türkiye’de gün batımını izleyebileceğiniz en muhteşem yerlerden biri…

Bozcaada'da gün batımı seyri bir ritüel haline gelmiş. Merkez’de pek çok yerde satılan çeşitli peynir ve üzümlerden oluşan günbatımı tabağı ve Ada’nın meşhur şaraplarından alan ziyaretçiler, Polente Feneri’ne çıkıp kendilerine küçük sofralar kuruyor ve gün batımını keyifle izliyor.

Biz de sandalyelerimizi açıp, elimizde fotoğraf makinemizle gün batımının en güzel anlarını yakalamaya çalıştık.

Bir yandan ada rüzgârıyla durmadan dönen rüzgâr gülleri, bir yandan usul usul batan güneşin oluşturduğu renk harmonisi seyrine doyulmaz görüntüler ortaya çıkardı ve bizi kendine hayran bıraktı.

 

Bozcaada’da Nerede Kalınır?

Bozcaada’da konaklamak için birbirinden şirin butik otel ve pansiyonlar olsa da biz kamp yapmayı tercih edenlerdeniz. Ada’nın ortamı kamp yapmaya çok müsait ve oldukça güvenli. Koylarda çadır kurup tatilinizin keyfini çıkarabilirsiniz. Ancak ihtiyaçlarınızı daha rahat gidermek adına işletmelere yakın olan Ayazma ve Sulubahçe koylarınının çevresini tercih etmenizi öneririz.


Bozcaadada Yeme-İçme

Ege Bölgesinde ve bir adadaysanız zeytinyağlı sebze yemekleri, mezeler ve tabi ki taze balıklar ilk tercihiniz olmalı. Bozcaada bu konuda gerçekten damak çatlatan lezzetlere sahip.

Merkez’de bulunan restoranlar her zevke ve yaşam tarzına cevap verebilecek türden… İster zeytinyağlı ev yemekleri yapan küçük lokantalarda isterseniz de Ada’nın meşhur meyhanelerinde keyifle yemeklerinizi yiyebilirsiniz.

Ada’ya özgü kurabiyeleri de tatmadan olmaz tabi… Şirin kurabiye dükkânları etrafa yayılan mis kokusuyla sizi kendine çekerken, ağızda dağılan kavala kurabiyeleri damaklarınızı şenlendiriyor.

Bozcaada’da Yapılması Gereken 5 Şey

Sokaklarında aheste aheste turlayın ve her detayını hafızanıza kazıyın.

Kızgın güneşin altında, buz gibi denizinde yüzün.

Polente Feneri’nde gün batımında yaşanan renk şölenine tanıklık edin.

Zeytinyağlı yemekleri ve mis kokulu kurabiyelerini tadın.

Kaleye çıkıp Bozcaada’ya bir de buradan bakın.

Bozcaada’ya Doğru Yola Çıkmadan Önce Bilmeniz Gerekenler
Ulaşım için Ada’ya kendi aracınızla gelmek en doğru seçim olacaktır. Plajların merkeze uzaklığı ve belli saatlerde gerçekleşen dolmuş seferleri ile tatiliniz keyifsiz bir hâl alabilir.
Bozcaada yılın en sıcak dönemlerinde bile sürekli esen rüzgârlarıyla meşhur. Özellikle sabahın erken saatlerinde ve geceleri üşümeniz kaçınılmaz olabiliyor. Bu nedenle yanınızda mutlaka uzun kollu bir şeyler bulundurun.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, deniz suyu oldukça soğuk, buna hazırlıklı olmalısınız.
Ada’nın en sevdiğimiz yönlerinden biri plastik poşet kullanılmaması. Herhangi bir yerden alışveriş yaptığınızda plastik poşetle değil kese kağıdından yapılan torbaların kullanıldığını göreceksiniz. Ada’da buna özellikle dikkat ediliyor ve tüm çöpler de plastik-kağıt-cam ve evsel atık vb şeklinde ayrıştırılıyor.
Adalılar, temizlik konusuna çok özen gösterse de maalesef ziyaretçiler yapacaklarından geri durmuyor. Biz konakladığımız yerde bir sabah temizlik yaptık ve sayısız içki şişesi, plastik atık ve irili ufaklı çöp topladık. Lütfen siz de gittiğiniz her yerde bu konuya hassasiyet gösterin ve çevreyi temiz tutun.